Kur’an–Adalet–Şirk ve Zulüm

Kur’an–Adalet–Şirk ve Zulüm

Kur’an okuyunuz fakat Kur’an hakkında konuşmak için acele etmeyiniz. Çünkü Kur’an, kendisini güvendiği kimsenin aklının ve kalbinin akışına bırakır. Hakkında aceleci davranmak cahili haklı, alimi sapık gösterir. Bu yüzden Kur’an kendini şöyle tarif eder. “Hiç şüphe yok ki bu Kur’an sizi dosdoğru yola ulaştırır”  İsra /9 ya da; “Mutlak doğru bilgiler ve öğütler içeren bu Kur’an’a andolsun ki“ Yasin/2. Bu ayetler Kur’an’ın biz insanlara indirildiğini anlatan onlarca ayetlerden sadece iki tanesidir. Israrla bizi muhatap alan Allah kulları tarafından inatla Kur’an’ı anlayamayacağımız telkin ediliyor. Bir örnek vererek bu konuyu açıklamaya çalışalım. Bir fil doğduğunda küçük bir demir çubuğa kaçmasın diye bağlanır. Büyüdüğü zaman yine aynı demir çubuğa bağlanmaya devam eder. Küçükken bağlandığı demir çubuğu sökemeyeceğine inandırılmıştır ve büyüdüğünde hiç sökmek için çaba harcamaz. Filin alıştığı bu davranışa “öğrenilmiş çaresizlik” deniyor.

Bize de birileri tarafından siz Kur’an’ı anlayamazsınız derken bunu söylemiş olmuyorlar mı? Ve böylece toplumu Kur’an’a karşı kör ve sağır yaptılar. Kur’anı nesneleştirip Kutsal ve dokunulmaz kıldılar hiçbir şeyimize dokundurmadık. Hayatımıza, ailemize, aşımıza, işimize… Oysa Kur’an’a tapılmaz Kur’an’la Allah’a tapılır Kutsal, El Kuddüs sadece Allah’tır.

Öyle bir duruma geldik ki Kur’ana bakınca korkan, elleyince çarpan, ölüye okuyunca dünyada yapıp ettiklerini bir anda hayırlara çeviren ‘hokus pokus ‘diyerek her şeyi sihirli bir değnek gibi gerçekleştiren bir kitaba çevirdiler. Çocuklar artık ‘Güllü Yasini’ Kur’an diye bellediler. Oysa Kur’an’ı okumayıp O’nu bir süs bitkisi gibi görenler; sadece göze hitap eden ve okuyunca kalbe dokunan bir kitap, birde ticari işlerine malzeme yaptılar. Böylelikle Kur’an’dan sapan Adalettende saptı. Şirk’e girdi ve Zulmü rahatlıkla yapar oldu. Oysa Adaletin kitabı Kur’an’dı. Şirk ise Allah’tan başka Hakim aramaktı. Bunu başaramayınca Zulüm başladı.

Nerede hata yapmış, hangi büyük günahı işlemişti ki! ÜMMET bu hale düşmüştü.

El Cevap: ŞİRK

Tevhid‘i kirleten, insana zulmettiren, Adaleti yeryüzünden kaldıran, insanı ölüm makinesine çeviren büyü neydi? Taraf olduğu mezhebi, meşrebi, cemaati, tarikati, her neyse ÜMMET bilincinden uzaklaştıran şeydi.

Allah’ın kitabı olan Kur’an ellerindeki kitaptan daha anlaşılır değildi onlar için. Bir Ümmet düşünün ki sonu hüsran ve hezimetle bitecek. Bir tek yol vardı önümüzde kendimizi düzeltip, aklımızı başımıza toplamak. Yoksa sonuç kaçınılmaz olacak. Kur’an bu gerçeği şöyle haykırır. “Hepiniz Allah’ın size uzattığı kurtuluş ipine (Kur’an’a) sıkı sıkı tutunun sakın ayrılığa düşmeyin. Hele Allah’ın size nasip ettiği birlik ve beraberlik nimetini bir düşünün.”  Ali İmran/103 dediği öğüt kimleri kapsamakta.

Neydi bu ŞİRK belası? Kısaca değinelim.

ŞİRK:  Allah’ın bütün isim ve sıfatlarına ortak olmaya kalkışmanın adıdır.

İnsan sınırlı bir varlıktır. Allah gibi göremez, işitemez, bilemez, iradesini tam kullanamaz.

Allah ise Kudreti mutlaktır. ES SAMED (kendinden hiçbir şey koparılamaz, içine bir şey dahil edilemez); hiçbir şeye ihtiyacı yoktur (yeme, içme, uyuma, unutma v.s.)bunun gibi 99 ismi de sonsuz kere O’na aittir.

Yalnız O’dur ölmeyecek olan El BAKİ kalacak olan. Bütün varlığın sahibi yaratanı ve yaşatanı. Oysa kendine sınırlı bir güç ve irade verilmiş olan insan şımardıkça küstahlaşıyor

ve insanları kendi kulları gibi görmeye başlıyor. İşte burada insan kendini hiç kimseye muhtaç ve ihtiyaç sahibi görmediği için AZIYOR.. Sonunu hazırlıyor ve onu ŞİRK’e götürüyor.

Sınırları çizen Allah’tır, ihlal eden ise kullarıdır.

ŞİRK: Aynı zaman da Allah’tan başka İlah (otorite) edinenlerinde girdiği bir günahtır.

TEVHİD: ne demek dersek?

İLAH’ımızın tek, onunda ALLAH olduğunu hatırlatan bir kelimedir. İSLAM’a bu kelime ile girilir.

ADALET: yeryüzünde Allah’ın insan eliyle dağıttığı Hakkın yerine getirilmesidir.

ZULÜM: Tevhid’i inkar; Adaleti öldürmenin adıdır.

EL HAK ise herkese hak ettiğini vereceğini hiç bir davranışın karşılıksız kalmayacağını vadeden ALLAH’ın (c.c) yüce ismidir.

ZALİM ise yeryüzünün ve gökyüzünün kanunlarını hiçe sayıp HAK ihlali yapanın adıdır.

Kendini Tanrılaştıran, insanı köleleştirir. Zalim için hiç bir canlının canı onun için bir CAN ifade etmemiştir.

Başta Rabbine ihanet sonra insanlığı katlet, hangi yasada yer alır böyle bir adalet…

Her Cuma günü hutbede okunan şu ayeti kim acaba düşünerek dinledi dersiniz.”Hiç şüphesiz ALLAH (tevhid inancını benimsemek en başta olmak üzere)Adaleti/doğruluğu, samimi ibadet ve itaati, akrabaya yardım etmeyi emreder. Her türlü çirkin söz ve davranışı, her türlü günah ve ahlaki rezaleti (zulüm, kibir, kin, nefret, fuhuş) gibi her türlü azgınlık ve taşkınlığı yasaklar. İşte Allah size bütün bunları emrediyor ki gerekenleri harfiyen yerine getiresiniz diye.” NAHL/90

Sonuç olarak: RABBİM şöyle buyuruyor. ”Ey iman edenler kendilerine onca ayet onca ilahi ikaz gelmesine rağmen (din ve inanç hususunda) bölünen, çeşitli gruplara ayrılıp birbirlerine düşen Yahudiler ve Hıristiyanlar gibi olmayın. (Bilin ki) böylelerinin hakkı müthiş bir azaba mahkum olmaktır.” Ali İmran/105

Şimdi soruyorum size: Bu zamanda bizi parçalayan bölen ve gruplara ayıranlar kimlerdir? Bizim, birbirine düşman Müslümanlar olarak değil bir ve beraber tek vücut olmaya ihtiyacımız vardır. Birbirini düşman gören bir nesil değil, birbirini dinleyen ve hoşgörülü davranan bir nesil bırakalım arkamızda.

Yoksa hepimiz için vebali çok büyük olur.

Selam ve dua ile…

Kaynak : http://yenisehirim.com/kuran–adalet–sirk-ve-zulum.html.html

Yorumlar

    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiş gibi görünüyor.

    İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz