ÜLKÜ OCAKLARINDAN ÇİN ZULMÜNÜ PROTESTO

ÜLKÜ OCAKLARINDAN ÇİN ZULMÜNÜ PROTESTO

Yenişehir Ülkü Ocakları, yaptıkları basın açıklamasıyla Çin zulmünü protesto etti.
‘DOĞU TÜRKİSTAN'a Sahip Çık Çin Zulmüne Sessiz Kalma’ ismi altında gerçekleşen basın açıklaması öncesi, Yenişehir Ülkü Ocaklarından Atatürk Anıtı’na kadar yürüyüş yapıldı.
Yürüyüş ve basın açıklamasına, Yenişehir Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Çekil, MHP İlçe Başkanı Arif Eren ve yönetim kurulu üyeleri, MHP belediye başkan aday adayları Davut Aydın ve Ömer Silahlı, MHP Belediye Meclis üyeleri, çevre ilçelerden Ülkü Ocakları başkanları ve Yenişehir Ülkü Ocakları üyeleri katıldı.

YENİŞEHİR Ülkü Ocakları Başkanı Ahmet Çekil‘in basın açıklaması şöyle;

Değerli dava arkadaşlarım, muhterem Yenişehirliler, değerli hazirun, yiğit esenalar ve yiğit bozkurtlarım;

Dünyanın farklı coğrafyalarında Müslümanlar acı zulüm ve işkence altında gözyaşı dökmektedirler. Tek arzuları hak din olan son peygamber Hz. Muhammed (SAV)’in tebliğ ettiği Müslümanlık dinini yaşamak isteğinde olan Müslümanlar sırf bu arzuları nedeniyle alçakça ve hunharca katledilmektedirler. Bölgeler saymakla bitmiyor, işte Doğu Türkistan, işte Suriye, işte Irak, işte Afganistan, geçmişte Bosna, Çeçenistan, Arakan...

Dünyada şu an saymakla bitmeyecek kadar mazlum coğrafya ve orada kan ağlayan işkence gören, ölümleri gören, gözleri önünde evlatları kesilen öldürülen, açlıktan ölen çocuklarımız, yetimlerimiz, mazlumlarımız saymakla bitmiyor. Bize insanlık dersi vermeye kalkanlar, bu zulmü yapanlardır. İnsanlık mazlumun yanında olmaktır, yetimin yanında olmak yetime sahip çıkmaktır.

Bugün Doğu Türkistan’da Çin Devleti, bölge üzerindeki hâkimiyetini kuvvetlendirmeye karşı en büyük engel olarak halkın İslami kimliğini görmektedir. Bu sebeptendir ki halkı İslam’dan vazgeçirmek için her türlü yıldırma ve baskı yöntemini kullanmışlardır. Camiler yıkılmış, toplu ibadet yasaklanmıştır; Kuran kursları kapatılmış ve bölgeye yerleştirilen Çinliler Müslümanları taciz etmek için her yolu denemişlerdir. Çinli yetkililerin Uygurları, ibadet yerleri dahil, toplu olarak gördükleri her yerde sorgulamadan öldürmektedirler 1994’ten bu yana 11’i yer altı olmak üzere toplam 46 nükleer deneme sahası haline gelen bölgede yaşayan insanlar salgın hastalıklarla mücadele etmekte ve doğan bebeklerin sakat olarak dünyaya geldiği görülmektedir. Ayrıca bölge halkı dillerini öğrenememektedir.

Otuz yılda, dört kez alfabelerinin değiştirilmiş olması da, yine Müslüman halka yapılan bir asimilasyon politikasıdır. Zulüm sadece bunlarla kalmamaktadır. Doğu Türkistanlı ailelerin yanına her evde bir erkek Çin’li yaşama zorunluluğu devlet politikası haline getirilmiştir. Neden biliyor musunuz sırf Türk ve Müslüman aileler  kendi kültür ve inançlarını yaşamasınlar diye. Bir anne babanın kendi öz evladına sen Türk sün sen Müslümansın diyememesi ve onu Çin’li gibi yetiştirmesi nasıl bir acıdır bilir misiniz? Bunların aksini yapan aileler ise yani evladına sen Türk sün diyen aileler toplama kamplarına götürülmekte çocuklar Çin’li yetkililer tarafından alınıp götürülmekte ve başlarına neler geldiği bilinmemektedir.

Aileler kendi topraklarında işsiz bırakılıp sürgünde köle gibi karın tokluğuna çalıştırılmaktadır ve o kamplarda toplu katliamlara maruz kalmaktadırlar. Daha geçtiğimiz günlerde anne babası toplama kampına götürülen 3 yaşındaki çocuğun donarak şehit olduğuna hepimiz şahit olduk ve bu zulme dur diyebilmek için yola koyulduk. Hz. Ali’nin de dediği gibi Bir zulmü engelleyemiyorsak en azından onu tüm dünyaya duyurmak boynumuzun borcudur. Son olarak Tarih boyunca sürekli mücadele veren ve sömürülen Uygur Halkı, insan hakları ihlalini en ciddi biçimde yaşayan topluluklardan birisidir.

Çin’in büyüyen ekonomisi; Türkiye ve diğer ülkelerin bu temelde gerçekleştirdiği ilişkiler, Doğu Türkistan sorununun yeterince gündeme gelmesinin önünde bir engel olarak durmaktadır. Diğer bir ifadeyle siyasi ve ekonomik ilişkiler, temel insan haklarının kullanımının engellenmesinde sürekliliğin olduğu ve zaman zaman ‘insanlık trajedisi’ niteliğine varan hak ihlallerinin yaşandığı meselenin önüne geçmiş durumdadır. Bugün gelinen noktada Uygur halkının dinlerini ve hürriyetlerini savunmak için düzenledikleri girişimler çok sert bir şekilde bastırılmakta, birçok Uygur Türkü, insan haklarına aykırı bir biçimde idam edilmektedir.

Türkiye’nin böylesi bir sorunu insani olarak görmesi dahi Çin’e dair konuyla ilgili izlenen dış politikaların değişmesine ve esnemesine yardımcı olabileceği mülahaza edilmektedir. Türkiye bu konuda gücünü göstermeli ve bu zulmün durması için Çin’e baskı yapmalıdır. Doğu Türkistan sorununa koymuş olduğu tepki, söylem düzeyinden fiiliyata geçirilmeli ve ‘yaraya merhem’ olacak bir şekle getirilmelidir. Bu günün Türk Dünyası’nda,tarih ve kültür kaynaklarımıza bakmadan, yalnızca televizyon ve sosyal media kültürüyle yetinen ezici çoğunluk; ekran efendide boy gösteren anlı şanlı akademik unvanlar taşıyan art niyetli ve peşin hükümlü insanların, sözde soykırım sözlerine ve tezlerine inanmakta. Bu insanlar, suret-i haktan görünenler değil, kandırılmış ve yalan da olsa sürekli, kalıcı telkinlerle beyinleri yıkanmış, bilgi sahibi olmadan fikir sahibi olmuş insanlardır.

Gerçek, samimi Türk kamuoyu uykudadır, onları bu asırlık uykularından, yalan beşiklerinde sallanarak uyutuldukları kan ve ölüm uykusundan uyandırmak şarttır. Türkiye Uygur Türklerinin sesi olmalı ve kendisine olan tarihsel ve stratejik güveni boşa çıkarmamalıdır. Bugün AB ve ABD gibi Çin’le ticari, siyasi ve ekonomik çıkarları olan 23 ülkenin mesele hakkındaki Çin aleyhine yaklaşımları geçici niteliktedir. Fakat dini, vicdani ve milli yakınlığı nedeniyle müdahil olması gereken ülkemiz açısından bu soruna sert ve dik bir duruş göstermek bizler için  bir borçtur, vebaldir.

Sözlerimi burada sonlandırırken şunu da eklemek isterim;

Taşında gözü olanın, yurduna mezar kazacağız
Hainin, soysuzun, döneğin alnına “vatan” yazacağız

Yetmez Türk’e dünya yetmez, dört yön, yedi kıta yetmez
Aya çıksak aya, yetmez, Güneşi de yakacağız

Bir Türk’ün bir damla yaşı, yok edecek dağı taşı
Düşmanın başına arşı, Gökyüzünü yıkacağız

Erisin damla damla kar, Gelmek üzere ilkbahar
Hazırlansın tabutluklar
Yine girip çıkacağız…

Ne mutlu Türk’üm diyene. Kahrolun kızıl Çin. Yaşasın Doğu Türkistan.

REKLAM

Kaynak : http://yenisehirim.com/ulku-ocaklarindan-cin-zulmunu-protesto.html.html

Yorumlar

    Bu yazıya henüz yorum eklenmemiş gibi görünüyor.

    İlk yorumu siz yapın!

Yorum Yaz