MERHAMET İNSANI

597

Hayat serencamında kimi zaman mutluluğu kimi zaman hüznü tadan İnsanoğlu, eşya ve hadisat (olaylar) karşısında zihnen ve bedenen ayakta durmak için duygularını kontrol etmeyi öğrenir. Bilhassa olgunlaştıkça duygusal kararlılığı  artan insandan yitirmemesi  -beklenen en önemli duygusu merhamettir. Çünkü merhamet,  İnsanı insan yapan, gönül  ve manevi dünyasına yön  veren yegâne duygudur.  İnsanlığa, canlıya ve eşyaya bakışın en soylu biçimidir merhamet. Ve Günümüz  insanının kaybetmeyle  karşılaştığı bir  kavram.  Çevremizde olup bitenle  alakalı kurmayı düşündüğümüz cümlelerde merhamet kavramı yoksa orada insan olmanın anlamı erozyona uğramış demektir.

Acıma duygusu da dediğimiz bu durum kimi insanların yanlış algıladığı gibi, soyut hüzün ve üzüntü değil bilakis bu duygunun gereği olan yardım etme aksiyonunun kendisidir.  Zulme uğramış, acı çeken, zor durumda kalmış  insan  için harekete geçmedir aynı zamanda. Bu bağlamda  İnsanın  insana merhameti,  insanın canlılara merhameti, insanın doğaya ve tabiata merhameti en önemli meselemiz olmalıdır.

Nitekim çalışma ve araştırmalarını,  insanın gönül boyutunu merkeze alarak sürdüren Türk-İslam mütefekkirleri, merhametin; insanın kalbine yön verecek kalıcı sevgi ve hoşgörüyü inşa ederken hangi ölçülerden hareket etmesi gerektiğini ortaya koymuştur. Mevlana Celaleddin Rumi “Sen yerde olanlara merhamet et ki Gökte olanlar da sana merhamet etsin. Senden aşağı olana acı ki Senden üstün olan da sana acısın.” Sözünün, vaktin  insanına yön vermesi açısından mühim bir mesaj olduğunu görebiliriz. “Kitabı  ve mizanı  olan  insanın meziyetidir, merhamet” derler. Kırılamaz  kapılar onunla açılır, katı kalpler onunla yumuşar, düğümler çoğu zaman kılıçla değil merhametle çözülür düsturuyla hareket eden mütefekkirlerimiz, inanan ve öteki dünya inancı taşıyan insanımızın merhamet duygu derinliğine  dikkat çekmişlerdir. 

Şimdi burada önemli bir soru takılıyor aklıma. Bu denli önemli olan merhamet duygusu günümüzde hangi noktada yahut biz bu duyguyu ne kadar taşıyoruz? Yüzyılı aşkın süreden beri Batıdan esen modernite rüzgârının etkisine maruz kalan coğrafyamız, tarihimizden gelen, gönlümüzdeki merhamet, sevgi, ilgi, alaka bağları konusunda da nasibini aldı. Nasıl?

Modernizmin, İnsanın  gönül  boyutunu  ihmal  edişi, salt akıl ve içgüdüleriyle hayatı biçimlendirişi, merhameti fayda temeline  göre tanımlayışı, insanımız  için önem arz eden bu  duygulara temel oluşturan,  dini, milli, ahlaki ve tarihi  dokusunu  altüst  etti. Artık  insanlarımız,  kalplerindeki  sevgi  ve şefkati  göstermekten, insanlara merhamet  etmekten imtina ediyor. Tek  dişi kalmış medeniyet ‘’Merhamet etmeyene merhamet  edilmez’’ gayesiyle  yola çıkan Türk İslam medeniyetini kendi dar çemberine alıyor ve değerlerini ifsad ediyor. İnsanlık merhamete gelirken bile şartlı bir merhametle yaklaşıyor. Dini, etnik kimliği, mezhebi, eğitim durumunu,  giyimi kuşamı gözetildiği  görülüyor. Bu hastalıklı durumun üstesinden gelebilecek, insanlık  dersi verecek bir kültürün,  tarih içerisinden ayıklanıp yeniden insanlığın dimağına  sunulması beklenir. Her gün masum ve savunmasız insanların öldürüldüğü, orantısız gelir dağılımıyla açlıkların olduğu, Vatanlarını memleketlerini ailelerini kaybeden insanların sınırlara koştuğu şu dünyada hiç olmadığı kadar merhamete ve sevgiye ihtiyacımız var. Genç bir insan olarak; gerek küresel gerekse bölgesel olarak merhamet konusundaki insanlığa duyarlılık konusunda şunları söylemek isterim; Allah indinde bir değer ve nimet olarak yaratılan insanın, doğduğu andan ölümüne değin insanca yaşamayı insanc muameleye tabii tutulmayı hak ettiğini düşünüyorum.

Kendisine sevgi ve merhamet ekseninde hükmedebilen bir kalb verilmiş olan  insanın nasıl bireysel olarak merhamete  ve  sevgiye ihtiyacı var ise bu  sevgi ve merhameti  tüm  insanlığa göstermesi gerektiğine inanıyorum. Gençler olarak ilk önce ailemizin akrabamızın ve yakınlarımızın sonra ülkemizin ve şehrimizin daha  sonra insanlığımızın bu duygu ve düşünceyle hareket etmesi gerektiğine inanıyorum. Çünkü hakiki merhametin Yüce Allah tarafından insana fıtrate-n bahşedilmiş eyleme dökülmeye hazır bir şuuru ifade ettiğine kaniyim. Bir ismi de Acıyan-Rahman (merhamet  eden) olan Allahın isminin dünyamıza ve insanlığa tecelli etmesi temennisiyle hoş vakitte kalın.
 
 

Kaynak : http://yenisehirim.com/yazar/hilalcoban.html

Yazarın Tüm Yazıları

MERHAMET İNSANI

GENÇLERDE KİMLİK BUNALIMI